Afetlerin iş sürekliliğine etkisi

Afetlerin iş sürekliliğine etkisi

Afetlerin iş sürekliliğine etkisi

Günümüzde insanların çeşitli avantajları nedeniyle toplu yerleşim bölgelerinde yaşamayı tercih etmesi, bu yerleşim yerlerinde afetlerin etkisini de büyütmektedir.
 
​​

​Nüfusun yoğunlaştığı alanlarda iş yerlerinin ve üretim tesislerinin bulunması, yaşanacak ufak çaplı bir olayın bile çok sayıda insanı ve işletmeyi aynı anda etkilemesine neden olabilmektedir. Özellikle altyapının hasara uğradığı durumlarda gündelik yaşamın devam etmesi için gereken hizmetler kısa sürede aksayabilmektedir. Değişen iklim koşulları da aşırı yağış, sel, kuraklık ve sıcak hava dalgaları gibi olayların sıklığını ve şiddetini artırarak doğal afetlerin yaşanma riskini her geçen gün yükseltmektedir. Elektriğin kesilmesi, ulaşım yollarının kapanması veya iletişimin kesintiye uğraması afet bölgelerini doğrudan etkilediği gibi, afetten etkilenmeyen bölgelerin de gündelik hayatını ve ekonomik faaliyetlerini sekteye uğratabilir. İşletmeler bu tip durumları öngörerek hazırlıklı olmalıdır.

Afetten etkilenen bir işletmenin öncelikle fiziksel hasarlarla karşılaşabileceğini söyleyebiliriz. Binalar, ekipmanlar ve stoklar zarar görebilir. Aşırı yağıştan dolayı işletme binasının su alması veya deprem nedeniyle bir depo binasının hasar görmesi bu durumlara örnek gösterilebilir. Çalışanların yaralanması, yakınlarını kaybetmesi veya afetten sonra barınma sorunları yaşaması gibi durumlar da ortaya çıkabilir. Böyle bir ortamda işe devam edilebilmesi ve işletmenin olağan düzenini koruması güçleşir. Altyapı sorunları nedeniyle internetin kesilmesi, dış dünya ile iletişimin kopması veya bölgeye elektrik verilememesi gibi durumlar da işletmenin iş sürekliliğini etkiler. İşletmenin faaliyetlerinin aksamasıyla birlikte gelirleri azalırken sabit giderlerinin devam etmesi, nakit akışı üzerinde baskı oluşturabilir. İşletmenin sigortası olsa bile oluşan hasarların giderilmesi ve faaliyetlerin yeniden başlatılması için gereken ek harcamalar baskıyı daha da artırır. Normale dönüş süresi uzadıkça müşterilere verilen taahhütlerin yerine getirilememesi nedeniyle pazar payı azalabilir. Müşteriler sözleşmelerdeki maddeler kapsamında tazminat talebinde bulunabilir ve kalıcı olarak başka tedarikçilerle çalışmaya başlayabilir. İşletme belli düzenlemelere tabi ise faaliyetlerin belirlenen sürelerde başlatılamaması yasal sonuçlar da doğurabilir. Bankaların tabi olduğu yönetmelikten örnek verecek olursak, bir afet nedeniyle yaşanan sistem sorunlarında dahi bankaların 24 saat içinde hizmet vermeye başlaması gerekir (1).

İşletmelerin olası bir afetin finansal, yasal, itibari ve müşteri ilişkilerine yönelik etkilerini afet olmadan önce değerlendirmeleri gerekir. Faaliyet gösterdikleri bölgede yaşanabilecek afet tehditlerine karşı hazırlık yapmaları ve bir afetten sonra hangi faaliyetlerin öncelikle yeniden başlatılacağını belirlemeleri kritiktir. Yeniden başlatılacak bu faaliyetlerin sürekliliği için hangi bağımlılıkların bulunduğunun da ortaya çıkarılması gerekir. Bu bağımlılıkların doğru analiz edilmediği durumlarda işletme zarar görebilir, hatta iflas noktasına gelebilir. Ono ve Anbumozhi’nin makalesinde belirtildiği üzere, 2011 Tohoku depremini izleyen bir yıl içinde afetle bağlantılı olarak iflas eden 650 işletmenin yalnızca 101’i Tohoku bölgesindendi (2). Afet bölgesinin dışındaki işletmelerin de dolaylı kayıplar nedeniyle ciddi güçlükler yaşaması, iş sürekliliğinin tedarikçiler, müşteriler ve altyapı hizmetleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle faaliyetlere ilişkin bağımlılık analizinin doğru bir şekilde yapılması, olası darboğazlara ve bağımlılıkların kesintiye uğramasından doğacak risklere karşı tedbirlerin alınması, işletmenin afet yüzünden karşılaşacağı iş kayıplarını en aza indirebilmesi için büyük önem taşır.

Faaliyetlerin sürekliliği için yapılan tüm hazırlıkların bir eylem planına dönüştürülmesi önemlidir. Planın ilk adımı, afetten etkilenen çalışanların ve yakınlarının güvenliğinin sağlanması olmalıdır. Planı uygulayacak çalışanların güvenliği de sağlandıktan sonra faaliyetlerin afet koşullarında nasıl devam ettirileceğinin ayrıntılı şekilde belirtilmesi gerekir. Bu faaliyetlerin hangi çalışanlara, sistemlere, malzemelere ve dış hizmetlere bağlı olduğuna göre değerlendirme yapılması ve buna uygun stratejilerle hareket edilmesi de planın önemli aşamalarından biridir. Strateji oluşturulurken afetten sonra kaynakların sınırlı olacağını göz önünde bulundurmak ve alternatif stratejiler oluşturmakta fayda vardır. Kritik malzemeler için alternatif tedarikçilerin, faaliyetlerin devam ettirilmesi için de alternatif lokasyonların belirlenmesi bu stratejilere somut örneklerdir. Faaliyetlerin kesintiye uğradığı dönemde giderlerin nasıl karşılanacağını ve toparlanma için gerekli finansmanın nasıl sağlanacağını da plana eklemek gerekir. Afetten sonra oluşacak belirsizliği azaltmak amacıyla çalışanlar ve müşterilerle kurulacak iletişime dair bir strateji eklenmesi de kritik konulardan biridir. ABD’de bulunan FLASH (Federal Alliance for Safe Homes) organizasyonu, iş sürekliliği planı olmayan işletmelerin %75’inin afeti izleyen 3 yıl içinde iflas ettiğini belirtmiştir (3). Yalnızca bir plana sahip olmak da yeterli değil. Planın uygulanabilirliğinin yapılacak tatbikatlarla pekiştirilmesi ve organizasyon tarafından benimsenmesi gerekir. Tatbikatlar sırasında belirlenen gelişim alanlarının iyileştirilmesi ve plan kapsamında görev alacak çalışanların eğitilmesi de hazırlığın en önemli ayakları arasında yer alıyor.​

Bir afetin bir işletmeyi ne zaman ve nasıl etkileyeceğini önceden tahmin etmek mümkün değil. Ancak yukarıda özetlenen şekilde afetlere karşı hazırlık yapmak, olası etkileri en az hasarla atlatmaya yardımcı olabilir. Bunun için işletmelerin hazırlıklarına henüz afetle karşılaşmadan başlamaları, çalışanları eylem planıyla ilgili bilgilendirerek afet farkındalığını artırmaları gerekir. Hazırlıkların bir yönetişim sistemiyle takip edilerek sürekli iyileştirilmesi ve belli bir olgunluk seviyesine çıkarılmasının, afetin etkilerini azaltmada önemli bir rol oynayacağını söyleyebiliriz.

Kaynak:
(1) Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Madde 28, 6. bent
(2) Ono, T. ve Anbumozhi, V. (2020). Effects of Business Continuity Planning on Reducing Economic Loss due to Natural Disasters. ERIA Discussion Paper Series, No. 350 (ERIA-DP-2020-23)
(3) Federal Disaster Assistance for Businesses: Summaries and Policy Options-Updated March 30, 2026
a. The Federal Alliance for Safe Homes, Hurricane Toolkit, 2014, https://www.ready.gov/sites/default/files/2020-04/ready_business_hurricane-toolkit.pdf. The percentage was derived from 2014 data from the Federal Emergency Management Agency (FEMA) and U.S. Department of Labor.
b. U.S. Small Business Administration, SBA Disaster Workshop: Are You Prepared for the Next Big Disaster? November 12, 2015.

​
​