Banyoda Sürdürülebilir Alışkanlıklar

Banyoda Sürdürülebilir Alışkanlıklar

Banyoda Sürdürülebilir Alışkanlıklar

Her sabah yataktan kalktığımızda yüzümüzü yıkamak için açtığımız musluktan akan su, düşündüğümüzden daha uzun bir yolculuğun ardından evimize ulaşıyor.
 

​​Her sabah yataktan kalktığımızda yüzümüzü yıkamak için açtığımız musluktan akan su, düşündüğümüzden daha uzun bir yolculuğun ardından evimize ulaşıyor. Üstelik arkasında çok yüksek bir maliyetle birlikte…. Her damla suyun arkasında; arıtma, ısıtma ve taşıma süreçlerinde harcanan enerji dolayısıyla görünmeyen bir karbon izi yatıyor. Su tüketiminin yanı sıra kullandığımız sabun, şampuan, duş jeli ve deterjanlar da bu denklemin içinde yer alıyor. Kısacası banyoda geçirdiğimiz zaman sadece kişisel bakımımızı değil dünyanın dengesini de etkiliyor.

​ Bu yüzden “temiz olma” kavramı üzerinde düşünülmeyi hak ediyor. Çünkü temizlik yalnızca fiziksel bir eylem değil; kaynakları nasıl kullandığımız, doğayla nasıl bir ilişki kurduğumuzun da göstergesi. Banyoda geçirdiğimiz süre boyunca suyun akışını azaltmak, enerji tasarruflu su ısıtıcılar tercih etmek, geri dönüştürülebilir ambalajlı veya bitkisel içerikli ürünleri seçmek küçük gibi görünen ama büyük etkiler yaratabilen adımlar.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre​ evlerde en çok su %35 ile banyoda, %30 ile tuvalette kullanılıyor. Banyo yaparken duş alarak yıkanmak su tüketimini %25 azaltıyor. Ortalama 4-5 dakikalık duş ile tek seferde 55 litre su tasarrufu sağlanıyor. Daha az su tüketen eko-duş başlıkları da su tasarrufunu destekliyor. Diş fırçalarken musluğun açık bırakılması ise ayrı bir israfa neden oluyor. Günde 3 dakika fırçalama süresinde yaklaşık 15 litre su boşa akıyor. Bu alışkanlık, yılda 10.950 litreye kadar gereksiz tüketime yol açabiliyor.

​ Banyodaki tüketim yalnızca suyla sınırlı değil. Bir şişe şampuanı birkaç haftada bitiriliyor; ama o şişenin plastiği doğada yüzlerce yıl kalıyor. Bunun yanı sıra sabun, şampuan gibi ürünlerde köpük ve hoş koku sağlayan maddelerin çoğunu kimyasal kökenli maddeler oluşturuyor. Bu kimyasal ürünler su kaynaklarında çözünmeden kalarak biyolojik birikime sebep olarak doğanın kirlenmesine yol açıyor. Tüm bunlara ek olarak kullanılan kozmetik ürünlerin üretimi sırasında harcanan enerji ve uygulanan kimyasal işlemler de çevreye zarar vermeye devam ediyor. İşte tam da bu nedenlerle yeniden doldurulabilir ambalajlar, katı sabunlar, doğal içerikler, suyun ve enerjinin sürdürülebilir kullanımına doğrudan katkı sağlıyor.

​ Banyoda başlayan bu farkındalık, aslında daha geniş bir yaşam anlayışına açılan bir kapı. Her seçimimizle yalnızca kendi konforumuzu değil, gezegenin geleceğini de şekillendiriyoruz. Suya, enerjiye ve doğaya gösterdiğimiz özen; sürdürülebilir bir dünyanın en sade, en sessiz ama en güçlü adımlarından birine dönüşüyor. Gerçek temizlik, arınmanın ötesinde bir bilinç haline geliyor.

​ Özetle; banyo, kişisel bakımın ötesinde çevresel bir sorumluluk alanı. Evlerde suyun büyük bölümü burada harcanıyor; bu da enerji tüketimi ve karbon salımı anlamına geliyor. Kısa duşlar, musluğu kapatma alışkanlığı ve eko duş başlıklarıyla binlerce litre su tasarrufu mümkün. Doğal içerikli ve yeniden doldurulabilir ürünler ise hem plastik atığı hem de kimyasal kirliliği azaltıyor. ​