Küresel iklim değişikliği, doğal kaynakların azalması ve uluslararası ticarette çevresel standartların giderek sıkılaşması, ülkeleri üretim ve tüketim modellerini yeniden şekillendirmeye yöneltiyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan döngüsel ekonomi yaklaşımı; kaynakların verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürünlerin kullanım ömrünün uzatılması ve ekonomik değer yaratılırken çevresel etkilerin en aza indirilmesini hedefliyor. Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat politikaları da bu dönüşümü hızlandırıyor ve ticaret ortakları üzerinde önemli etkiler yaratıyor.
AB ile ticarette pazar ve rekabet açısından öne çıkıyor
Dünya Bankası tarafından hazırlanan “AB'nin Küresel Değer Zinciri Ekosisteminde Türkiye'nin Döngüsel Ekonomiye Geçişi” raporu da bu kapsamda Türkiye'nin mevcut durumunu ve gelecekte karşılaşacağı fırsatları ortaya koyuyor. Dünya Bankası tarafından 2025'te yayımlanan “AB'nin Küresel Değer Zinciri Ekosisteminde Türkiye'nin Döngüsel Ekonomiye Geçişi” raporu; döngüsel ekonominin AB ile ticaret yapabilmek için giderek zorunlu hale gelen bir rekabet ve pazar erişim şartı haline geldiğine vurgu yapıyor. Raporda, AB pazarındaki rekabet gücünü korumak, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi düzenlemelerin etkilerini azaltmak, enerji ve hammadde maliyetlerini düşürmek, yeni yeşil yatırımlar çekmek ve ihracatta sürdürülebilirlik kaynaklı avantaj sağlamak gibi konularda yapılan çalışmalar öne çıkıyor. [tim.org.tr], [ticaret.gov.tr]
Rapor, Türkiye'nin özellikle Avrupa Birliği ile olan ticari ilişkileri nedeniyle döngüsel ekonomi uygulamalarına uyum sağlamasının ekonomik bir zorunluluk haline geldiğini vurguluyor. Türkiye ihracatının önemli bir bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğinden, Avrupa pazarındaki sürdürülebilirlik beklentileri Türk üreticiler üzerinde doğrudan etkili oluyor.
KOBİ’ler de de sürdürülebilirlik kriterleri aranıyor
Günümüzde sürdürülebilirliğin, geçmişte olduğu gibi denetimler veya sertifikasyon süreçleri sırasında değerlendirilen bir konu olmaktan çıktığı görülüyor. Uluslararası alıcılar artık satın alma kararlarını verirken çok daha erken aşamalarda tedarikçilerden karbon emisyon verileri, insan hakları uygulamalarına ilişkin bilgiler ve tedarik zinciri boyunca izlenebilirlik kanıtları talep ediyor. Bu beklentiler küresel tedarik zincirlerine entegre olmuş küçük ve orta ölçekli işletmelere de yöneliyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik, giderek pazara erişimin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Sürdürülebilirliğin ihracat başarısı üzerindeki etkisi her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren büyük alıcılar, iklim riskleri, iş gücü kaynaklı sorunlar, tedarik zinciri kesintileri ve itibar kayıpları gibi riskleri yönetebilmek için sürdürülebilirlik gerekliliklerini standart hale getiriyor. Bu durum, sürdürülebilirliği bir kurumsal sosyal sorumluluk konusu olmaktan çıkararak risk yönetimi ve rekabet gücü unsuru haline getiriyor. Aynı zamanda enerji ve malzeme verimliliğini artıran uygulamalar, işletmelerin maliyetlerini düşürerek ekonomik dayanıklılıklarını da güçlendiriyor.
Düzenlemelerin kapsamı genişliyor, firmaların sorumlulukları artıyor
Avrupa Birliği tarafından uygulamaya alınan düzenlemeler de bu süreci hızlandırıyor. Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD), büyük şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını ayrıntılı şekilde raporlamasını zorunlu kılarken, bu şirketler de ihtiyaç duydukları verileri tedarikçilerinden talep ediyor. Benzer şekilde Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi (CSDDD), şirketlerin değer zincirleri boyunca insan hakları ve çevresel riskleri belirlemelerini ve yönetmelerini gerekli kılıyor. Bunun sonucu olarak ihracatçı firmalar; tedarikçi davranış kuralları, risk değerlendirmeleri, denetim mekanizmaları ve düzeltici faaliyet planları konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmek durumunda kalıyor.
Çalışmaların bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesi önemli
Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM) uygulama kapsamının genişlemesiyle birlikte ihracatçıların ürün bazında emisyon verilerini güvenilir şekilde hesaplayabilmeleri de önem kazanmış durumda. Birçok durumda Avrupa'daki ithalatçılar, tedarikçilerinden karbon hesaplamaları ve doğrulayıcı belgeler talep ediyor. Bu noktada şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarını dağınık uygulamalar yerine bütüncül bir yaklaşımla yönetmeleri önem taşıyor. Uluslararası uygulamalarda giderek yaygınlaşan yaklaşım, şirketlerin emisyon verileri, enerji kullanımı, tedarikçi politikaları, sertifikalar ve sürdürülebilirlik performans göstergelerini tek bir "sürdürülebilirlik dosyası" altında toplamasını öngörüyor. Böylece farklı müşteri taleplerine daha hızlı ve tutarlı yanıt verilebiliyor, uyum maliyetleri de azaltılabiliyor.
Döngüsel ekonomi işletmelere yeni fırsatlar da sunuyor
Özellikle döngüsel ekonomi yaklaşımını benimseyen işletmeler için yeni fırsatlar ortaya çıkıyor. Geri dönüştürülmüş içerik kullanımı, ürün yaşam döngüsü analizleri (LCA), kaynak ve enerji verimliliği uygulamaları, firmaların çevresel performansı yanında maliyet yapısını ve pazar erişimini de olumlu etkiliyor. Döngüselliği iş modellerine entegre eden işletmeler; yeni pazarlara erişim, uluslararası ihalelerde avantaj sağlama, müşteri güvenini artırma ve uzun vadeli rekabet üstünlüğü elde etme imkanına sahip oluyor.
Sonuç olarak sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi, artık ihracat performansını, pazar erişimini ve kurumsal dayanıklılığı doğrudan etkileyen stratejik unsurlar haline gelmiş durumda. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan güçlü ticari ilişkileri dikkate alındığında, döngüsel ekonomiye geçiş sürecinin hızlandırılması hem ekonomik büyüme hem de uluslararası rekabet gücü açısından kritik önem taşıyor. Güvenilir veri sağlayabilen, tedarik zincirlerini şeffaf şekilde yönetebilen ve sürdürülebilirlik uygulamalarını iş süreçlerine entegre eden şirketler, geleceğin küresel ticaret ortamında önemli avantajlar elde edecektir.
Kaynak:
*
https://tim.org.tr/En/turkiyes-transition-to-a-circular-economy-report-introduced
**
https://www.s-ge.com/export/en/articles/guide/sustainability-and-export-2026
***
World Bank Document - İKV’DEN TÜRKİYE’DEKİ DÖNGÜSEL EKONOMİ GEÇİŞİNE YÖNELİK DÜNYA BANKASI RAPORUNA İLİŞKİN BİLGİ NOTU | 2025 | İKV - İKTİSADİ KALKINMA VAKFI