61. Bienali, bu yıl ulusal temsili daha incelikli ve çok katmanlı bir zemine taşıyor. 9 Mayıs – 22 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek bienal, uzun süredir küresel sanat ortamının nasıl konumlandığını temsil eden bir okuma alanı.
Bienalin merkezini, Koyo Kouoh tarafından kurgulanan ana sergi oluşturuyor. Giardini della Biennale ve Arsenale boyunca yayılan bu yapı, bienalin kavramsal omurgasını kuruyor. Kouoh’nun küratoryal yaklaşımı, yüksek sesli ve tekil anlatılar yerine daha parçalı, çoğul ve düşük tonlu ifade biçimlerine alan açıyor.
Bu edisyonu farklı kılan bir diğer unsur, bu çerçevenin bir tür miras olarak okunabilmesi. Kouoh, bienal üzerine çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra, 2025 yılında hayatını kaybetti. Buna rağmen sergi, In Minor Keys başlığı altında, neredeyse dokunulmadan hayata geçiriliyor. Seçtiği sanatçılar, kolektifler ve kurumlar (Nairobi’den New Orleans’a, Dakar’dan Bangkok’a uzanan bir ağ içinde) onun uzun yıllara yayılan ilişkilerinin ve birlikte düşünme pratiğinin bir yansıması olarak bir araya geliyor.

Kouoh’nun yaklaşımı, farklı seslerin bir arada var olabileceği bir alan açıyor. Bienalin ana sergisi, tekil bir küratoryal jestten çok, zaman içinde kurulan bir düşünce biçiminin devamı gibi ilerliyor.
Bienalin ikinci katmanını oluşturan ulusal pavyonlar, bu küratoryal çerçevenin farklı coğrafyalardaki karşılıklarını ortaya koyuyor. Her pavyon, kendi iç dinamikleriyle şekillenen bir anlatı kurarken; aynı zamanda küresel bir dilin parçası hâline geliyor.
Bu yapı içinde ulusal kimlik, sabit bir temsil alanı olarak değil, sürekli müzakere edilen bir zemin olarak ele alınıyor. Pavyonlar, ülkelerin kendilerini nasıl konumlandırdığı kadar, hangi anlatıları tercih ettiği ve hangi tonla ifade ettiği üzerinden okunuyor. Bu da bienali, kültürel diplomasi açısından daha incelikli bir alana taşıyor.
Bu yıl Türkiye Pavyonu, Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Başak Doğa Temür küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının farklı dönemlerine yayılan üretimlerini bir araya getiriyor.

Güreş’in pratiği, gündelik hayatın içinden gelen sembollerle şekilleniyor. Tekstil, beden, mimari detaylar ve küçük jestler üzerinden kurulan bu dil; aidiyet, kimlik ve toplumsal eşitsizlikler etrafında dolaşıyor. Anlatı, doğrudan bir temsil kurmak yerine görüntüler arasında boşluk bırakıyor, izleyicinin bu boşlukları doldurmasına alan açıyor.
61.Venedik Bienali, bu yıl anlatıyı merkezden dağıtan bir yapı kuruyor. Ana sergi, pavyonlar ve küratoryal yaklaşımlar arasında kurulan ilişki, izleyiciyi tek bir perspektife yönlendirmek yerine farklı okuma biçimleri arasında dolaşmaya davet ediyor.
Görseller:
1- Kapak, Image credit: Jens Schwan/Unsplash
2- Image credit: Rui Alves/Unsplash
3- Image credit: Behnam Mohsenzadeh/Unsplash