24 Şubat – 2 Mart tarihleri arasında gerçekleşen Milano Moda Haftası, küresel moda takviminin en köklü eksenlerinden biri olarak konumunu bir kez daha teyit etti. 1958’de doğan ve New York, Londra ve Paris ile birlikte “Büyük Dörtlü” içinde yer alan Milano Moda Haftası, sezonun estetik vizyonunu ve üretim ölçeğini aynı anda şekillendiren bir platform olarak öne çıktı.
Organizasyon, 1962’de kurulan Camera Nazionale della Moda Italiana tarafından yürütülüyor. Kurumun temel amacı, İtalyan modasının teknik, sanatsal ve ekonomik değerlerini uluslararası ölçekte temsil etmek. Milano’da defile takvimi, bu kurumsal hafızanın görünür yüzü.
Milano Moda Haftası her sezon şehrin tek bir noktasında değil; farklı semtlerine ve mimari katmanlarına ulaşan bir ritim içinde gerçekleşiyor. Quadrilatero della Moda’dan Porta Romana’ya, Via Tortona’dan yeniden işlevlendirilmiş endüstriyel alanlara kadar yayılıyor. Defileler Accademia delle Belle Arti di Brera’nın avlusunda ya da devlet arşivinin 17. yüzyıldan kalan manastırında sahnelenirken; Fondazione Prada gibi çağdaş kurumlar da sezonun modern yüzünü temsil ediyor.
Sonbahar/Kış 2026 sezonu, Glenn Martens’in Diesel için hazırladığı koleksiyonla açıldı. Endüstriyel disiplin ile çağdaş silüet anlayışı aynı zeminde buluştu. İlk defilesiyle dikkat çeken Louise Trotter, Bottega Veneta’daki ikinci koleksiyonunda tasarım dilini daha net bir çerçeveye taşıdı. Prada’da Miuccia Prada ve Raf Simons, düşünsel derinliği yüksek bir kadın koleksiyonu sundu.
Sezonun devamı, yaratıcı direktör değişimlerinin odağında konumlandı. Moda evlerinin estetik kodları yeni tasarımcıların yorumuyla yeniden okundu.
Dior’daki başarılı yıllarının ardından Maria Grazia Chiuri, Fendi’deki ilk koleksiyonunda evin Roma mirasını kendi feminen diliyle ele aldı. Belçikalı tasarımcı Meryll Rogge, Marni için sunduğu başlangıç koleksiyonunda deneysel ruhu daha yapılandırılmış bir silüetle yorumladı. Balenciaga mezunu Demna ise Gucci podyumundaki ilk sunumuyla markanın dramatik mirasını güçlü bir sahneleme üzerinden yeniden tanımladı.
Sonuç olarak Milano Moda Haftası, bu sezon süreklilik içindeki dönüşümü çerçeveledi. Köklü evler yaratıcı liderlik değişimleriyle yeniden kalibre edilirken, şehir üretim disiplini ve zanaat zinciri üzerinden konumunu pekiştirdi. Milano, küresel moda sisteminde yönün nasıl belirlendiğini yerinde okumak isteyenler için hâlâ en güvenilir adreslerden biri.
Görseller
1. Kapak, Image credit: Highlight ID/Unsplash
2. Image credit: Duane Mendes/Unsplash
3. Image credit: Duane Mendes/Pexels