Yönetim Kurulu Başkanı'nın Mesajı

2017 yılı küresel ekonomik büyümenin ivmelendiği, gelişmiş ülkelerde enflasyonun hedefin altında seyrini sürdürmesine bağlı olarak merkez bankalarının destekleyici para politikalarını sürdürdüğü bir yıl oldu. Piyasalarda oynaklığın düşük olması ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak ABD Doları'ndaki zayıf seyir nedeniyle, gelişmekte olan ülkelere fon akımları da son üç yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. ABD hisse senedi piyasalarında tarihi rekor seviyeler görülürken, gelişmekte olan ülke piyasalarında da olumlu risk iştahına bağlı olarak yükselişler kaydedildi. 2017 yılı dijital para irimlerine olan talebin de arttığı bir yıl oldu. Yurt içinde, hükümetin bazı sektörlere verdiği teşvikler, Kredi Garanti Fonu (KGF)'nun da desteğiyle ekonomik aktiviteyi canlandırdı ve üçüncü çeyrekte çift haneli büyüme rakamlarına ulaşıldı. 2018 yılında global ekonomik büyümede ivmelenmenin devam etmesini bekliyoruz.

ABD'de ekonomik büyüme güçlü seyrini sürdürürken, ABD Merkez Bankası (Fed) 2017 yılında üç faiz artırımına giderek politika faizini %1,50'ye yükseltti. Ekim ayından bu yana da bilanço normalizasyonuna başladı. 2018 yılında ekonominin, vergi indirimlerinin de etkisiyle güçlü büyüme performansını sürdürmesi beklenmektedir. Enflasyon gelişmeleri ise, faiz normalizasyonu ve döviz kuru gelişimi açısından önemli olacaktır. Fed, 2018 yılında üç kez faiz artırımı yapmayı planlamaktadır.

Avro Bölgesi'nde güçlü ve genele yayılan ekonomik büyüme görülürken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) olumlu büyüme görünümüne paralel olarak büyüme tahminlerinde yukarı yönlü revizyona gitti. Buna karşın enflasyon halen hedefin altında seyretmekte olup, orta vadede bu eğilimin sürmesi beklenmektedir. ECB, bu gelişmelerle negatif faiz politikasını sürdürürken, varlık alım miktarını azaltmakla birlikte en azından bu yıl Eylül ayına kadar sürdürmeyi planlamaktadır. Faiz artırımının ise ancak 2019 yılının ikinci yarısında görülebileceğini değerlendirmekteyiz.

Japonya'da da ekonomik büyüme olumlu seyrediyor ve enflasyonda da kısmi yükseliş görülüyor ancak halen hedefin altında seyir de devam ediyor. Japonya Merkez Bankası (BoJ)'nın destekleyici para politikası duruşunu enflasyon hedefine ulaşıncaya kadar sürdürmesi beklenmektedir. Ancak bu yılın başında uzun vadeli tahvil alım miktarında bir miktar azaltıma giden merkez bankasının bu eğilimini önümüzdeki aylarda da sürdürmesi beklenebilir.

Yurt içinde 2017 yılı 3. çeyreğinde çift haneli büyüme rakamlarına ulaşıldı. Olumlu ekonomik aktivite ile yılı %7 civarı büyüme oranı ile tamamlayacağımızı tahmin ediyoruz. 2018 yılında da KGF desteği, özel tüketimde güçlü seyir ve ertelenen yatırımların kısmen realizasyonunun etkisiyle büyümenin %5'ler seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz.

2017 yılında dış ticaret rakamlarına baktığımızda, ithalatta altın ve enerji ithalatındaki artışın yanı sıra yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede görülen yüksek artış, dış ticaret açığının dolayısıyla cari açığın yüksek gerçekleşmesinde etkili oldu. 2016 yılında jeopolitik gelişmelerle zayıf seyreden seyahat gelirleri ise 2017'de Rusya ile ilişkilerin normalizasyonunun da pozitif katkısıyla ivmelenerek cari açık üzerinde aşağı yönlü baskı oldu. 2018 yılında petrol fiyatlarında görülen yükseliş cari açığı yukarı çekecek bir faktör olmakla birlikte, altın ithalatının normalize olmasını, seyahat gelirlerinin olumlu seyrini sürdürmesini, ihracatın da AB'deki toparlanma eğiliminin güçlü seyrinin etkisiyle artışını sürdürmesini bekliyoruz. Cari açığın milli gelire oranının %5'ler seviyesinde kalmaya devam edeceğini öngörüyoruz.

2017 yılında enflasyon, petrol fiyatlarındaki yükseliş, kurdaki değer kaybı ve güçlü talebin etkisiyle, yılı %11,92 seviyesinde tamamladı. 2018 yılında da gıda, enerji fiyatları, vergi ayarlamaları ve kur gelişmeleri enflasyon üzerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Enflasyonun yılı %9,5'e yakın seviyelerde tamamlayabileceğini değerlendirmekteyiz. Enflasyon görünümü ve kurdaki oynak seyir nedeniyle TCMB, sıkı duruşunu sürdürecektir. 2017 yılını bütçe açığı; 47,4 milyar TL ile, revize edilen Orta Vadeli Program (OVP) hedefinin altında gerçekleşti. Bu da milli gelirin yaklaşık %1,5'ine denk gelmektedir. 2018 yılında da OVP'da bütçe açığının milli gelire oranının %1,9 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

2017 yılında bankacılık sektörü de güçlü performansını sürdürdü. KGF teşviklerinin etkisiyle özellikle TL ticari kredilerde yıllık %33, toplam kredilerde %21 artış kaydedildi. Sektörün takibe düşen kredilerin toplam kredilere oranı da Aralık itibarıyla %3,0 ile düşük seyretmektedir. Sektörümüzün sermaye yeterlilik rasyosu da Aralık ayı itibarıyla %16,87 seviyesinde bulunmaktadır, yıl genelinde de yüksek seyrini korudu.

2018 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarında normalizasyon adımları, jeopolitik riskler, gelişmekte olan ülke piyasaları dolayısıyla bu ülkelere gelecek fon akımları üzerinde baskı yaratabilecek faktörlerdir. Bankacılık sektörü olarak ekonomimizi desteklemeye devam edeceğiz.